053-4340546 info@lgnederland.nl
Turkce Nederlands
Hollanda'nın avukatları

Bir telefon uzağınızdayız

Sorularınız ve acil durumlarda bize ulaşmak için beklemeyin. Bize ulaşın, vatandaşa yardımcı olmaktan onur duyarız!

 

Hollanda’da sıklıkla meydana gelen ölümlü trafik kazaları neticesinde, vefat edenin yakınları için talep edilecek tazminat hakları aşağıda belirtilmiştir.

1.     Destekten yoksun kalma tazminatı,

2.     Cenaze ve defin giderleri,

3.     Vefat edenin, vefatı anına kadar yapılan tedavi giderleri ve diğer masraflar,

4.     Kazaya karışan aracın uğradığı hasara ilişkin maddi tazminat,


DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybeden müteveffanın yaşamı süresince destek olduğu ve vefat sonrasında bu destekten yoksun kalan kişiler için doğan maddi tazminata destekten yoksun kalma tazminatı denir. Destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişiler;

1.     Müteveffanın ailesi , (Ölenin Eşi, Anne, baba, çocuk ve kardeşler)

2.     Ölen ile aralarında akrabalık bağı olmasa da, ölenden sağlığında destek aldığını ispat etmek suretiyle 3. kişiler de destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.


VEFAT EDEN ÇOCUK İSE DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

Trafik kazası neticesinde, vefat eden çocuk ise, vefat edenin anne ve babası, çocuğun ileriki yaşlarında kendilerine destek olacağı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebiliriler. Bu tazminat hesaplanırken, vefat eden çocuğun yaşı ile ileride destek olabileceği kişilerin yaşı ve diğer etkenler değerlendirilerek karar verilir.


VEFAT EDEN KİŞİNİN HASTANE VE TEDAVİ GİDERLERİ

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybeden şahıs, vefatından önce tedavi görmüş veya ölenin yakınları tarafından tedaviye ilişkin başkaca masraflar yapılmışsa, yapılmış olan bu masraflar da maddi tazminat kapsamında, davalı taraftan istenebilir.


VEFAT EDENİN CENAZE VE DEFİN GİDERLERİ

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybedenin cenaze ve defin giderleri de maddi tazminat kapsamında davalıdan talep edilecektir. Bu giderler;

1.     Defin giderleri,

2.     Cenazenin bir yerden bir yere taşınması için gereken zorunlu masraflar,

3.     Kefen masrafı,

4.     Yemek giderleri vb. giderlerdir.


ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI MANEVİ TAZMİNAT

Ölümlü trafik kazası neticesinde vefat edenin , yakınlarının , ölüm nedeniyle yaşadığı üzüntü ve ıstırabın bir parça da olsa tatmin edilebilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülmüş bir tazminat türüdür. Ölümlü trafik kazası nedeniyle talep edilen manevi tazminata ilişkin takdiri yasa koyucu münhasıran hakime vermiştir. Dosya Hakimi talep konusu maddi tazminata ilişkin karar verirken, dosyaya sunulan raporlar ve diğer maddi deliller doğrultusunda hareket etmek zorunda iken, ölümlü trafik kazası neticesinde manevi tazminat hususunda, hakim karar verme serbestisine sahiptir. Fakat bu serbesti , hakimin keyfi bir şekilde karar verebileceği anlamına da gelmemektedir. Dosya hakimi, davalı ve davacı tarafların sosyo-ekonomik durumları, ölümlü trafik kazasının ve bunun neticesinde gerçekleşen vefatın ilgililer üzerindeki etkisi gibi gerçekleri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedecektir.

Yaralamalı Trafik Kazaları: Yaralamalı trafik kazalarında, kaza neticesi yaralanan kişinin yaşamı sürdüğü için destekten yoksun kalma tazminatı yoktur. Trafik kazası neticesinde kazadan etkilenen kişi,

1.     Kaza dolayısı ile yapılan tedaviye ilişkin giderleri,

2.     Kaza dolayısı ile hastanede veya evinde yattığı, tedavi gördüğü süreç içerisinde çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirlerin tazminini isteyebilir.

3.     Kaza nedeniyle yaşadığı elem ve ıstırap için yine manevi tazminat talep edebilecektir.

İş Göremezlik Tazminatı: Trafik kazası neticesinde yaralanan kişide uzuv kaybı, kısmi veya tamamen felç olma durumu veyahut ta meslekte belli oranlarda kazanma gücünü kaybedenler bu nedenlerden dolayı tazminat isteme hakkına sahip olacaktır.

Trafik Kazası Sonrası Araçta Aeydana Gelen Maddi Zararlar: Tarafik kazası neticesi, kazaya karışan araçtaki maddi zararlar da, trafik kazasında kusurlu olan şahıstan ve kusurlu aracın sigorta şirketinden talep edilebilecektir.


Trafik Kazası Sonrasında Kime Karşı Maddi Tazminat Davası Açılır :

1.     Maddi Tazminat davalarında asıl davalı taraf , kusurlu aracın sürücüsüdür. Aracı kullanan şahıs rüşt sahibi değilse – çocuksa, akli melekeleri yerinde değilse vb.- bu şahsa velayeten velisine davanın yöneltilmesi gerekir.

2.     Maddi Tazminat davalarında diğer davalı, aracın işleteni olan şahıs veya kurum olacaktır. Trafik kazasını yapan kişi ve aracın ruhsat sahibi farklı kişiler ise, dava hem kazayı yapan şahsa hem ruhsat sahibine karşı açılabilir. Önemle belirtmek gerekir ki, sadece aracın ruhsat sahibi olmak, davalı olmak için yeterli değildir. Kazaya karışan araç eğer gerçekten ruhsat sahibinin fiili tasarrufunda ise dava ruhsat sahibine de açılacaktır. Ancak ruhsat sahibi aracı farklı bir şahsa veya kuruma noter kanalıyla satışını yapmış ancak henüz trafikte devir yapılmamışsa o zaman davanın muhatabı aracı noter kanalıyla satın alan ve fiili tasarrufuna alan şahıs olacaktır.

 

Trafik Kazasına Karışan Kusurlu Araç Sigortasız İse :

Kanun gereği, trafiğe çıkan tüm araçların Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yaptırması şarttır. Bu sigortayı yaptırmayan kişiler için idari para cezası uygulanmaktadır. Fakat buna rağmen, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yaptırmayan ve kazaya karışan araç ile ilgili nasıl bir işlem yapılacaktır. Bu durumda kanun gereği “Güvence Hesabı” ( schadefonds ) adı verilen fon oluşturulmuştur. Trafik kazası neticesinde maddi zarara uğrayan kişi, bu zararını, kusurlu tarafın sigortacısı olarak Güvence Hesabına dava açmak yolu ile tahsil edecektir. Güvence Hesabı’nın trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zararlara ilişkin sorumluluk sınırları kanun ile düzenlenmiştir.

Trafik Kazasında Kusurlu Taraf (Kazaya Neden Olan ve Çarpan Kişi) Belli Olmadığı Takdirde : Çarpanı belli olmayan trafik kazalarında, zarara uğrayan taraf, uğramış olduğu maddi zararların tazmini için yine Güvence Hesabına (fonds) başvurabilir ve uğramış olduğu zararların tazminini buradan talep edebilir.


TRAFİK KAZALARINDA TAZMİNAT HESABI :

1. Trafik Kazasında Kusur ve Tazminat Hesabı :

Trafik kazası nedeniyle hesaplanacak maddi tazminat kusur oranına göre değerlendirilir. Örneğin kaza neticesinde meydana gelen €100.000 maddi zararda, kazaya karışan araçlardan birisi %70 , diğeri %30 kusurlu ise, %70 kusurlu olan taraf, kusurlu aracı işleteni ve sigortacısı €70.000 oranında sorumlu olacaktır.

B. Kılıç (Tazminat hukuku uzmanı)

 

Hastane ve Doktora Karşı Açılan Davalar

Hatalı tıbbi tedavi

Hekim hatası veya kullanılan teknik ekipmandan kaynaklanan hata dolayısı ile ortaya çıkan zararlı sonuçlardır. Burada önemli olan malpraktis (Hekimliğin kotu uygulanması) ile komplikasyon (Hukukun izin verdiği Risk) arasındaki faktır.

Doktora ve Hastaneye Karşı Açılan Davalar

Burada yer alan bilgiler çok temel ve yeterli olmasa da, en azından vatandaşlarımızın bu sayede gerek hasta ve gerekse hekim ve hastanelerin tıbbi hatadan doğan tazminat davaları hakkında bilgi sahibi olabilmelerine naçizane bir katkı da bulunulmuş olacağız.Hukuk sistemimizde doktorların hukuki sorumlulukları bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle doktorun tıbbi faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan zararlar ,kural olarak kusur sorumluluğuna göre değerlendirilir. Birçoğu ağır şartlar altında çalışan hekimlerimizin (doktorlarımızın) tüm eğitim ve donanımlarına ve iyi niyetlerine rağmen; hastalarına yanlış teşhis, yanlış tedavi uygulama, hatalı cerrahi müdahale, yanlış ilaç yazma vb. sebeplerden zarar verdiğini, hastaların yaralanmalarına, sakat kalmalarına ve hatta bazen ölmelerine neden olduklarını maalesef görmekteyiz.Mahkemelerin verdiği tazminatların eskiye oranla daha yüksek olmaya başlaması, davalarda hastanelerin ve hekimlerin sorumluluğunun eskiye oranla daha sık kabul görüyor olması, tıbbi hatalar nedeni ile açılan davaların artmasına yol açmıştır. Yapılacak her tıbbi müdahale ve tedavilerin bir takım riskler taşır. Doktorun tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya uyguladığı yanlış tedavi nedeniyle zarar doğabilmektedir. Hatalı tıbbi tedavi; hekim hatası veya kullanılan teknik aletlerden kaynaklanabilir.

Hatalı tıbbi tedavi aşağıdaki hallerde görülür

  • Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi
  • Hastaya bilerek isteyerek zarar vermesi
  • Tedavi sözleşmesine aykırı davranışta bulunması
  • Yasaların kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı hareket etmesi
  • Tıbbi aletlerin ve teknik ekipmanın yanlış kullanılmasından kaynaklanan zararlar
  • Özellikle komplikasyon sayılmayan malpraktis olarak kabul edilen durumlar
  • Yanlış ve gereği gibi muayene edilmemesi sonucu hastanın zarar görmesi
  • Hekimin meslek ve sanatta acemiliği
  • Hasta ile hekim arasındaki sözleşmeye aykırı davranışta bulunmak
  • Hastaya kasten zarar verilmesi
  • Yanlış ve gereği gibi muayene edilmemesi sonucu hastanın zarar görmesi
  • Muayene ve tedavi esnasında tıbbi aletlerin ve teknik ekipmanın yanlış kullanılmasından kaynaklanan zararlar.

Hasta bakımından vücut bütünlüğünü tehlikeye düşürücü bir zararın varlığı durumunda, uygulanan tedavi metodu ile zarar açısından illiyet bağı mahkeme safhasında araştırılmalı, gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi incelemesi yapılmalı, mevcut deliller doğru değerlendirmeli ve yorumlanmalı, zarara sebebiyet veren tıbbi bir müdahalenin varlığı ya da noksanlığı araştırılmalıdır. Hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkması durumunda her somut olay bakımından değerlendirme farklılık arz edebileceğinden bu husus açısından avukata büyük sorumluluk düşmektedir. Ülkemizde doktorların hukuki sorumlulukları esas alan özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle doktorun tıbbi faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan zararlar , kural olarak kusur sorumluluğuna göre değerlendirilir.
a. Doktor ve hasta arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme var ise, doktorun hukuki sorumluluğu Borçlar Kanunu ve devamı maddelerine göre,
b. Doktor ve hasta arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme yok ise, doktorum hukuki sorumluluğu Borçlar Kanunu ve devamı maddelerine göre belirlenecektir.

Doktorun Sözleşmeden Kaynaklanan Sorumluluğu

Doktor ve hasta hukuki sorumluluk aralarındaki sözleşme hükümlerine göre belirlenir. Doktorun sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu, doktorun, bu sözleşmeden kaynaklanan görevlerini hiç yerine getirmemesi veya gereği gibi yerine getirmemesi neticesinde, hastanın uğradığı zararın tazmini şeklinde olacaktır. Bunun için;

  1. Doktor ve Hasta arasında bir sözleşme yapılmış olmalıdır. Bu sözleşme yazılı bir sözleşme olabileceği gibi , örtülü bir sözleşme de olabilir.
  2. Yapılan Sözleşmenin İhlal Edilmiş Olması Gereklidir. Doktor ve Hasta arasında yapılmış olan sözleşmenin Borçlar kanunu maddesine göre “hiç veya gereği gibi ifa edilmemiş” olması gerekir.
  3. Zarar Meydana gelmelidir. Doktorun sorumluluğunun doğmasının en önemli şartı , zararın meydana gelmiş olmasıdır. Zarar maddi ve Manevi olabilir.
  4. Meydana Gelen Zarar Doktorun Kusuru İle Oluşmuş Olmalıdır. Borçlar Kanunu 96. maddesine göre doktorun sorumlu tutulabilmesi için sorumluluklarını bilerek veya ihmalen yerine getirmemiş olması gereklidir.
  5. İlliyet Bağı Meydana gelen zarar , Doktorun görevini yerine getirmemesi neticesi doğmuş olmalıdır.

Doktorun Sözleşme Dışı Sorumluluğu İçin Gereken Şartlar

  1. Fiil Doktorun hastaya karşı sözleşme dışı sorumluluğu doğması için, ilk olarak hastaya karşı bir davranışta bulunmuş olması gereklidir. Bu davranış icrai (müdahele) veya ihmali (kaçınma) şeklinde olabilir.
  2. Hukuka Aykırılık Doktorun hastaya karşı sözleşme dışı sorumluluğunun doğması için , hastada maddi veya manevi bir zararın oluşması gereklidir.
  3. Doktorun Kusuru Borçlar kanununa göre , doktorun hastaya karşı hukuki fiilinden dolayı sorumlu olması için , kusurlu hareket etmiş olması gereklidir. Fakat adam çalıştıranın sorumluluğu söz konusu olduğunda doktor kusurlu olmasa da sorumlu olacaktır. e. İlliyet Bağır Meydana gelen zarar , Doktorun görevini yerine getirmemesi neticesi doğmuş olmalıdır. Doktor Müdahalesi bakımından Hukuka uygunluk Halleri : Hekim müdahalede bulunacağı hastanın mutlaka rızasını almalıdır. Rızanın geçerli olabilmesi için ise kişinin. Operasyon, girişim, bunların yan etkileri, olası komplikasyonlar, kullanılacak ilaçlar ve bunların yan etkileri ile ilgili bilgilendirildikten sonra rızası alınmalıdır. Hasta aydınlatılmadan alınan rızalar geçersizdir ve Şuabatı Sanatları Tarzı icrasına dair kanun bulunmaktadır. Bu kanuna göre rıza ile ilgili kısımda belirtilmiş basit müdahaleler de hastanın hekime başvurmasıyla rıza gösterdiği kabul edilmiştir. Ancak büyük cerrahi girişimlerde yazılı rıza şartı zorunludur.

B. Kılıç (Tazminat hukuku uzmanı)